Peygamberlerin akıllı ve zeki olmalarını ifade eden sıfatı nedir ?

Emir

New member
Peygamberlerin Akıllı ve Zeki Olmalarını İfade Eden Sıfat: Fetânet

Bir süredir peygamberlerin ortak sıfatlarını araştırırken özellikle “akıllı ve zeki olmak” ifadesinin dinî literatürde tam olarak hangi kavramla karşılandığını merak ediyordum. Çünkü günlük dilde “zekâ”, “akıl”, “anlayış”, “feraset” ve “basiret” gibi birbirine yakın görünen birçok kelime kullanıyoruz. Fakat İslâmî terminolojide bunların her biri aynı anlama gelmiyor. Araştırdıkça karşıma çıkan temel kavram fetânet oldu.

TDV İslâm Ansiklopedisi fetâneti, peygamberlerin sıfatlarından biri olarak “üstün zekâ gücüne sahip olma” şeklinde açıklıyor. Diyanet kaynaklarında da fetânet; peygamberlerin akıllı, zeki, anlayışlı ve görevlerini yerine getirebilecek güçlü bir kavrayışa sahip olmaları şeklinde tanımlanıyor. İslam Ansiklopedisi+1

Fakat burada bence asıl tartışılması gereken nokta şu: Fetânet yalnızca yüksek zekâ anlamına mı gelir, yoksa doğru karar verme, insanları anlama, güçlü muhakeme ve iletişim becerilerini de kapsar mı? Üstelik bu konuyu değerlendirirken erkeklerin ve kadınların bakış açılarını birbirinden kesin çizgilerle ayırmak ne kadar doğru? Bana göre mesele tam da burada ilginçleşiyor.

Fetânet Tam Olarak Ne Anlama Geliyor?

“Fetânet” Arapça kökenli bir kavramdır ve kelâm literatüründe peygamberlerin sahip olması gereken temel niteliklerden biri kabul edilir. Yaygın olarak sıralanan beş temel peygamber sıfatı sıdk, emanet, tebliğ, ismet ve fetânet şeklindedir. Sıdk doğruluğu, emanet güvenilirliği, tebliğ ilâhî mesajı insanlara ulaştırmayı, ismet korunmuşluğu ifade ederken fetânet yüksek zihinsel yeteneği ve kavrama gücünü ifade eder. Diyanet Kuranı+1

Burada önemli bir ayrıntı var: Fetâneti modern anlamdaki IQ kavramıyla birebir eşitlemek doğru olmaz.

Modern psikolojide zekâ; problem çözme, akıl yürütme, öğrenme, bilgiyi işleme ve farklı bilişsel beceriler üzerinden ölçülebilen bir yapı olarak incelenir. Fetânet ise öncelikle teolojik bir kavramdır. Peygamberin vahyi doğru anlaması, insanlara açıklaması, karşılaştığı itirazlara cevap verebilmesi ve tebliğ görevini etkili biçimde gerçekleştirmesiyle ilişkilendirilir.

Diyanet'in ilmî yayınlarından birinde fetânet; üstün akletme yeteneği, zekâ, güçlü hafıza ve yüksek ikna gücüyle birlikte açıklanmaktadır. Diyanet

Dolayısıyla “fetânet = sadece çok zeki olmak” demek biraz eksik kalır. Daha geniş bir çerçevede akıl yürütme + kavrama + muhakeme + iletişim + doğru değerlendirme bütünlüğünden söz etmek daha isabetli görünmektedir.

Neden Peygamberlerde Fetânet Gerekli Görülüyor?

Bunun mantığını düşündüğümüzde kavram daha anlaşılır hale geliyor.

Bir peygamber yalnızca kendisine bildirilen mesajı öğrenen kişi değildir. Aynı zamanda bu mesajı farklı insanlara anlatır, sorularla karşılaşır, itirazlara cevap verir, toplumsal çatışmaların içinde bulunur ve insanlara rehberlik eder.

Dolayısıyla yalnızca bilgiyi almak yeterli değildir; bilgiyi anlamak, yorumlamak, uygun şekilde aktarmak ve farklı durumlarda doğru biçimde uygulamak gerekir.

Diyanet'in Kur'an Yolu tefsirinde de peygamberlerin güçlü muhakeme yeteneğine sahip olmalarının, ilâhî öğretiyi doğru kavrayıp topluluklarına açıklamaları bakımından gerekli olduğu belirtilmektedir. Diyanet Kuranı

Bu açıdan fetâneti bir çeşit “görev yeterliliği” olarak düşünmek mümkün.

Örneğin Hz. Muhammed'in farklı kişilerin aynı sorusuna onların durumlarını dikkate alarak farklı cevaplar vermesi, Diyanet'in Hadislerle İslâm çalışmasında fetânet, feraset, zekâ ve anlayış kabiliyeti bağlamında ele alınmaktadır. Diyanet Hadislerle İslam

Bu örnek bence önemli. Çünkü burada zekâ yalnızca matematiksel bir problem çözmek değildir. Karşındaki insanın durumunu okuyabilmek de zihinsel bir yetkinliktir.

Erkeklerin “Veri ve Mantık” Odaklı Bakışı Üzerinden Fetânet

Toplumsal araştırmalarda kadın ve erkeklerin bilişsel özellikleri hakkında çok sayıda araştırma yapılmış olsa da buradan “erkekler mantıklıdır, kadınlar duygusaldır” gibi kesin sonuçlar çıkarmak bilimsel açıdan doğru değildir. Bireysel farklılıklar son derece büyüktür ve ortalama grup farkları, tek tek bireyleri tanımlamak için kullanılamaz.

Bu nedenle erkeklerin fetânete yaklaşımını “objektif ve veri odaklı” olarak ele alacaksak bunu biyolojik bir zorunluluk değil, bazı erkeklerin tercih ettiği bir değerlendirme tarzı olarak görmek daha sağlıklı olur.

Örneğin bir erkek okuyucu fetânet kavramını incelerken şu sorulara ağırlık verebilir:

“Peygamberin karşılaştığı problemi nasıl çözdü?”

“Verilen karar hangi şartlarda alındı?”

“Kararın toplumsal sonuçları ne oldu?”

“Bir anlaşmazlıkta hangi delil kullanıldı?”

“Bir iddia karşısında nasıl muhakeme yürütüldü?”

Bu yaklaşımda fetânet, ölçülebilir sonuçlara ve karar süreçlerine odaklanılarak anlaşılmaya çalışılır.

Mesela Hz. Süleyman hakkında aktarılan iki taraf arasındaki anlaşmazlığın çözümüne ilişkin anlatı, peygamberlerin güçlü muhakemelerine örnek olarak değerlendirilmektedir. Hz. İbrahim'in kavmiyle yaptığı tartışmalar da benzer şekilde aklî sorgulama ve ikna bağlamında ele alınabilir. Diyanet'in Hadislerle İslâm çalışması bu tür örnekleri peygamberlerin zekâ ve anlayış gücüyle ilişkilendirmektedir. Diyanet Hadislerle İslam

Burada “erkekler böyle düşünür” demek yerine, analitik yaklaşımın fetânetin bir boyutunu görünür kıldığı söylenebilir.

Kadınların “İnsan ve Toplum” Odaklı Bakışı Üzerinden Fetânet

Kadınların bakışını yalnızca “duygusal” diye tanımlamak ise aynı derecede sorunlu olur. Çünkü duyguları dikkate almak, akıl yürütmenin karşıtı değildir.

Bir kadın okuyucu aynı peygamberî davranışı değerlendirirken örneğin şu soruları öne çıkarabilir:

“Bu karar insanların hayatını nasıl etkiledi?”

“Karşıdaki kişinin psikolojik durumu dikkate alındı mı?”

“Toplumdaki kırılgan gruplar bu olaydan nasıl etkilendi?”

“Bir mesaj insanlara aktarılırken onların anlayabileceği dil nasıl seçildi?”

“Adalet yalnızca kurala uymak mı, yoksa insanların gerçek durumlarını da görmek mi?”

Bunlar “mantıksız” sorular değildir. Aksine toplumsal sonuçları hesaba katmak, karar verme sürecinin önemli bir parçasıdır.

Burada özellikle Hz. Muhammed'in insanlara yaklaşımındaki muhatap farklılıkları dikkat çekicidir. Diyanet'in ilgili çalışmasında, farklı sahâbîlerin aynı sorularına onların kişisel ihtiyaç ve eksikliklerini dikkate alarak farklı cevaplar verilmesi fetânet ve anlayış kabiliyetiyle ilişkilendiriliyor. Diyanet Hadislerle İslam

Dolayısıyla fetâneti yalnızca “en doğru cevabı bulmak” olarak değil, doğru cevabı doğru kişiye, doğru zamanda ve doğru biçimde aktarabilmek olarak değerlendirmek daha kapsamlı olabilir.
 
Üst